Doğru Beslenme Alışkanlığı

Bugün pek çok insan kötü beslenme alışkanlıkları edinmiştir. Bunun esas nedeni yaşam tarzımızdaki temel değişikliklerdir: tam ihtiyacımız olduğu anda yemek hazırlamak için yeterli zamanı ayıramayışımız ve karşımızda her geçen gün artan sağlıksız hazır gıda yığınlarını bulmamız. Ayrıca, gelişigüzel zamanlarda yemek yiyerek, alışılagelmiş öğünleri atlamamız ve kendimizi yağdan zengin aperatiflerle tıka basa doyurmamız da cabası…
Doğru Beslenme Alışkanlığı
Yapılan gözlemsel araştırmalar sonucunda pek çok insanın artık sabah kahvaltısı yapmadığı ortaya çıkmıştır. Halbuki sabah kahvaltısı çok önemli bir öğündür. Kahvaltı, gece boyunca süren açlık döneminin ardından vücuda yeniden enerji kazandırır; uyku sırasında yavaşlamış olan metabolizmayı hızlandırır; kan şekeri düzeyini yükselterek dikkatli olmamızı ve uyanık kalmamızı Sağlar. Araştırmalara göre, iyi bir sabah kahvaltısı yapan insanların, yapmayanlara kıyasla, sabahları yakın-belleklerinin daha iyi çalıştığı ve daha keyifli oldukları tespit edilmiştir.

İnsanların sabah kahvaltısı yapmama gerekçeleri genellikle, bir gece önce çok ağır bir akşam yemeği yemiş olmalarıdır. Halbuki bu alışkanlık, aşırı kilo artışına yol açmaktadır. Bazı diyetisyenler gece geç saatlerde tüketilen yiyeceklerin gece boyunca yağ şeklinde depolandığını savunmaktadır. Çok geç saatte fazlaca yemek yeme alışkanlığı, bazı kişilerde kalp krizi geçirme riskini arttırmaktadır. Geceleri, saatler boyunca hareketsiz kalındığı için, kan dolaşımına karışan zararlı yağların, atardamarlar içinde pıhtı oluşturması ihtimal dahilindedir. Bu durum, kalp krizlerini en sık niçin sabahın erken saatlerinde gördüğümüzü açıklayabilir.

Az ve Sık Yemek

Aldığınız kalorileri gün içine yaymak çok daha uygun bir davranış olacaktır. Üç ana öğün (iyi bir sabah kahvaltısı, orta ağırlıkta bir öğlen yemeği, hafif bir akşam yemeği) ve iki ara öğün (öğleden önce ve öğleden sonra aperatif şeklinde) tüketilmesi önerilir. Tercihen, akşam yemeği, yatmadan en az iki saat önce yenmiş olmalıdır ki sindirime zaman kalabilsin.

Araştırmacılar gıda alımını beş ila sekiz “epizod”a bölerek gerçekleştiren kişilerin vücut için mutlaka gereken esansiyel besin çeşitlerini daha fazla tükettiklerini ve daha az yağlı yiyecek yediklerini saptamışlardır. Bu tip beslenme tarzı, beslenmeyle ilişkili olup sık görülen hastalıklardan korunmaya yardım etmektedir —tabii, bu hafif öğünlerde ne yediğinizin ayırdına vardığınız sürece… Örneğin şekerli bisküviler, hem yağ hem şeker alımınızı istenilen seviyelerin üstüne çekecektir. Özellikle şeker, iştahınızı kesip ana öğünlerde yeterli miktarda yemek yemenizi engelleyecektir. Fakat, aperatifleri sağlıklı biçimde tüketmeniz için bazı doğru yiyecek seçenekleriniz de vardır (aşağıda yazıya bakınız). Ana öğünleri ne zaman yiyeceğinizi önceden planlamak ve nerede olursanız olun, evde ya da iş yerinde, yanınızda sağlıklı aperatifler bulundurarak ara öğünleri atlamamak, yerinde bir davranış olur. Bu sayede, dengeli besin öğelerini tam anlamıyla içermeyen hazır gıdalara bağımlı kalmaz ve çabuk hazırlanan fakat sağlıksız olan aperatiflerden bolca atıştırma eğiliminizi frenlersiniz. Bunun yanı sıra, daha fazla vakit ayırıp ağız tadıyla yemek yeme fırsatı yaratmış olursunuz.

Sağlıklı Aperatifler

Bakkallar, marketler ve kafelerde sayısız çeşit ve lezzette aperatif yiyecek beğenimize sunulmaktadır. Doğal kaynaklı ve sağlıklı aperatifleri seçmeyi deneyiniz. Aşağıda bu tür aperatiflere birkaç örnek verilmiştir:
• Taze meyveler (muz, elma ve armut)
• Kıtır ekmek, galeta, pirinçli kekler, krakerler
• Patlamış mısır (şeker, tuz veya yağ eklenmemiş)
• Sade yoğurt (erişkinler az yağlı olanları tercih etmelidir)
• Taze sebzeler (havuç, kereviz, salatalık, taze süt, mısır)
• Kuruyemişler
• Kurutulmuş meyveler (kat yedikten sonra şeker kalıntılarını temizlemek için mutlaka dişlerinizi fırçalayınız)
• Kahvaltılık tahıllar (Örneğin mısır gevreği; erişkinler az yağlı süt kullanmalıdır)

Yemek Yerken Zevk Almak

Yemek yerken aldığınız zevk, sağlıklı gıdalar tercih ettiğiniz sürece, doğru beslenme alışkanlıklarını pekiştirici bir rol oynamaktadır. Yemek zevkinin aynı oranda etkili olduğu bir başka nokta, yemek için vakit ayırmanıza yardım etmesidir. Ayırdığınız vakit, sizin daha uzun süre hoşnut kalmanızı sağlamanın yanı sıra; yiyecekleri etkin biçimde çiğneme ve yutmanızı mümkün kılarak, sindirim problemlerinin önünü kesmektedir. Yiyecekleri ağır ağır yemek, iştahın düzenlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Eğer besinleri hızla atıştırıp yeterince çiğnemeden yutarsanız, ne zaman durmanız gerektiğini hatırlatan doyduğunuza dair uyarılar beyne ulaşmaya fırsat bulamayacaktır.

Yemekten önce vücudunuzun sesini dinlemek için kendinize fırsat yaratınız; aynı şeyi yemek yerken yapınız. Araştırmalar, aşırı şişman kişilerin ve anoreksia nervoza, bulimia nervoza gibi yeme bozuklukları olan kişilerin, vücudun iştah kontrol merkezlerini çok fazla zorlayarak yorduklarını ortaya koymuştur. Yemek yemeği bir ödül veya ceza olarak algılama yanılgısına düşmemeye çalışınız.

Yemeğe ihtiyacınız olduğu zaman yiyip; yerken ne yaptığınıza konsantre olunuz. Böylece, yeme mekanizmasının ahengini muhafaza edebilirsiniz.

Doğru İçecek Seçimi

Tıpkı düzenli yemek yemeniz gerektiği gibi, düzenli olarak su içmeniz de şarttır. Su, tüm yaşamsal faaliyetlerimiz için gereklidir, fakat insanların birçoğu yeterince su içmemektedir. Günde iki litre su içmeye çalışınız. Dikkat etmediğiniz takdirde susuz kalmanız maalesef çok kolaydır. Vücudun susuz kalmasının yani dehidrasyonun ana bulguları, dikkati toplamakta ve yoğunlaştırmakta güçlük, yorgunluk hissi ve uykuya meyildir. Pek çok insanın bu hislere verdiği yanıt “yemek yeme” şeklinde olmaktadır. Halbuki vücut bu sırada, hücrelerdeki enerjiyi salıvermek için suya ihtiyaç duymaktadır.

Su veya sulandırılmış meyve suları içiniz; alkollü veya kafeinli içeceklerden uzak durunuz; zira bu tip içecekler diüretik (idrar söktürücü) etki göstererek vücudunuzdan gereğinden fazla su kaybetmenize yol açarlar. Çoğu insan, enerjisinin tükendiğini hissettiği anlarda, kafeinli içecekleri “canlandırıcı” etkileri nedeniyle tercih etmektedir. Aslında kafeinli içeceklerin besin değeri olmadığı için etkileri geçici olmaktadır. Bunun yerine, nişastalı ancak tatlandırılmamış aperatifleri (örneğin ekmek veya muz gibi içerdiği enerjiyi uzun sürede açığa çıkartan yiyecekleri) alıştırmak çok daha iyidir.

1 Yorum

  1. hüsamettin incegezer 18 Ocak 2016 Cevapla

Yorum Yapın veya Soru Sorun

Yorumunuzun yanında profil fotoğrafı görünmesi için Kayıt Ol sayfasından üye olarak profil fotoğrafı yükleyebilirsiniz.