Gebelik

Gebelik, kadının yumurtası ile erkeğin spermi döllendiği anda başlar. Eğer çiftler düzenli olarak korunmadan cinsel ilişkide bulunurlarsa, sağlıklı bir kadının gebe kalma şansı, ortalama olarak her ay için %25 civarındadır.
Gebelik
Çoğu kadın için gebeliğin ilk işareti adet görmemektir. Fakat bir takım başka bulgular da gebeliğe işaret eder: bulantı, memelerde hassasiyet, yiyecek ve içeceklerde tat değişikliği, ağızda metalik tat, daha sık idrara çıkmak, yorgunluk, vajinadan daha fazla akıntı gelmesi ve duygusal dalgalanmalar. Gebe olduğunuzdan emin olmak için hekiminiz veya jinekoloji uzmanınız size test uygulayabilir; bunun yanı sıra, siz de evinizde gebelik testi yapabilirsiniz. Evde yapılacak testlerin tümü, HCG (insan koriyonik gonadotropin) adı verilen gebelik hormonunu idrarda arama esasına dayanır. Bu testlerin doğru yanıt verebilmesi için, testin adet görmeyi beklediğiniz günden üç hafta sonra yapılması gerekir.

Testin sonucu pozitif çıktığı zaman, bebeğinizin ne zaman doğacağını hesaplayabilirsiniz. Bebek son adet döneminizin ilk günüden itibaren 280 gün veya 40 hafta sonra doğacaktır. Gebeliğinizden emin olmak için hekime gitmemiş olsanız bile, doğum öncesi bakımınızı planlamak ve doğum öncesi herhangi bir teste ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek amacıyla mutlaka bir hekime danışmalısınız.

Konsepsiyon yani döllenmiş yumurtanın ana rahmine tutunması ve fetus gelişimindeki erken evreler çok karmaşık olaylardır; her şeyi kitabına göre yaptığınız halde yine de gebelikte ters giden birtakım olaylarla karşılaşabilirsiniz. Gebeliklerin yaklaşık %20’si düşükle sonuçlanmaktadır; düşükler özellikle ilk 13 hafta içerisinde gerçekleşmektedir. Bunların sebebi çoğu kez, rastlantısal gelişimsel hatalardır. Ancak, düşük yapan kadınlar genellikle tekrar gebe kalıp, doğuma kadar sağlıklı bir bebek taşıyabilmektedir.

Gebeliğin oluşmama sebebi ne olabilir?

Başarılı bir döllenmenin gerçekleşebilmesi için sağlıklı bir spermin yumurtanın içine girmesi gerekir. Fakat, bir kadın her ay yumurtlamayacağı gibi, her zaman sağlıklı bir yumurta üretmiyor olabilir. Bu durumlar özellikle üreme çağının geç evrelerinde sıktır. Benzer şekilde, bir erkeğin menisinde de her zaman tümüyle sağlıklı spermler bulunmayabilir. Bu durum özellikle, erkek sigara kullanıyorsa veya yoğun biçimde alkol tüketiyorsa belirgindir. Döllenme tamamen şansa dayalı olduğu için, çiftlere genellikle, çocuk sahibi olmak konusunda yardım arayışına girmeden önce, bir yıl süreyle sabırla cinsel ilişkide bulunmaya devam etmeleri önerilmektedir. Ancak hekimler 30’lu yaşların ortasına gelmiş kadınların daha kısa süre harcayarak gebe kalmaları konusunda genellikle hemfikirdir.

Gebeliğin gerçekleşmesindeki en büyük engeller, eşlerden herhangi birinde cinsel yolla bulaşan hastalık bulunması; yumurtlama işlevinin olmaması veya yetersizliği; kadının Fallop tüplerinin tıkalı olması veya erkeğin sperm sayısının yetersiz olmasıdır. Hekimler nedene yönelik pek çok test yapabilirler. Kadınlarda, hormon düzeylerini ölçmek amacıyla kan testleri yapılabilir; Fallop tüplerinin açık olup olmadığını veya herhangi bir uterus büyümesi gelişip gelişmediğini kontrol etmek amacıyla bir röntgen veya laparoskopi işlemi uygulanabilir; vajinadaki mukusun özelliklerini değerlendirmek için bir post koital (cinsel ilişki-sonrası) mukus testi yapılabilir. Erkeklerden ise sperm örneği istenerek şekil bozukluğu olmayan aktif spermlerden yeterli sayıda olup olmadığı araştırılabilir. Tedavide overleri uyarıcı ilaçlar, tüp cerrahisi veya sperm üretimini arttırıcı hormonlar kullanılabilir.

İlk Trimester

Doktorlar gebeliği, trimester adı verilen 13 haftalık üç zaman dilimine bölerek incelemeyi tercih ederler. Gebe kaldıktan altı hafta sonra uterus büyüyerek küçük bir şeftali boyutuna ulaşır ve içindeki embriyonun başı, gövdesi, kol-bacak tomurcukları, ilkel bir omuriliği ve beyni oluşmuştur.

Tüm bu fiziksel değişiklikleri oluşturabilmek için harcanan enerji ve oluşan hormonal değişiklikler, kendinizi yorgun, kırılgan, zayıf hissetmenize ve bulantı duymanıza neden olabilir. Kendinize nasıl baktığınız mesela kötü beslenme, uykusuzluk yorgunluk derecesini etkileyeceği gibi; bebeğin büyümesiyle enerji tüketiminin artması, yorgunluğunuzu daha belirgin hale getirecektir. Sekiz hafta içerisinde memeleriniz her zamankinden daha gergin olacak ve ağırlaşacaktır. On hafta içerisinde ise diş etleriniz yumuşayacaktır; bu durumda diş sağlığınıza daha fazla dikkat etmeniz gerekecektir.

Gebeliğin başladığı en erken haftalardan itibaren kritik değişiklikler oluştukça, fetusu korumak için bazı önlemler almanız ve bebeğe ihtiyacı olan besinleri sağlamanız hayati önem taşımaktadır. Bu, sigara içmekten ve gereksiz ilaç kullanmaktan sakınmak; alkol kullanmayı bırakmak, stresi azaltmak ve sağlıklı bir diyet uygulamak anlamına gelmektedir.

İkinci Trimester

On iki ila on üçüncü haftalara gelindiğinde bel kavsiniz kaybolmaya başlayacaktır. Yaşadığınız sabah bulantıları geçtiği için ve daha az yorgunluk duyduğunuz için kendinizi daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. Ancak, artık başka küçük sorunlarınız olacaktır.

Bebeğin gelişimi 16. haftaya ulaşıldığında neredeyse tamamlanır. Bu evreden sonra, bebekte karmaşık bir gelişim oluşmasından ziyade, bebeğin boyutlarının arttığı göze çarpar. İkinci trimesterin başlangıcında yaklaşık 7.5 cm uzunluğunda olan fetus, bu dönemin sonunda 35 cm uzunluğa ulaşacaktır. Sadece karnınız büyümekle kalmayacak, aynı zamanda, kalbiniz ve akciğerleriniz normalden %50 oranında daha fazla çalışacak ve daha fazla terlemenize yol açacaktır. Bebeğin hızla büyümesi, sizin daha fazla idrara çıkmanıza neden olacaktır. Çünkü bebek, mesanenize bası yapacaktır. Ayrıca bebeğin büyümesiyle mide kapasiteniz de azalacağı için daha sık ve az yeme ihtiyacı duyabilirsiniz.

Bebeğin hareketlerini 18. haftadan itibaren hissedebilirsiniz. Bu, özellikle dinlendiğiniz sırada daha belirgin olacaktır. Metabolizmanızın artması, gece terlemeleri, idrara çıkma ihtiyacı ve bebeğin tekmelemeleri bir araya geldiğinde, uykusuzluk sorunu yaşayabilirsiniz. Uykusuzlukla mücadele edebilmek için, geceleri ince giysiler giyiniz; yatmadan önce çok fazla sıvı tüketmeyiniz. Ayrıca, gün içinde de bol ve rahat giysiler giyiniz. Memeler büyüdüğü ve göğüs kafesiniz genişlediği için kendinize yeni sutyen almanız da gerekebilir.

Gebelik boyunca varolan ve Braxton Hicks kasılmaları adı verilen öncül kasılmalar, ikinci trimesterin sonuna doğru belirginleşecektir. Bu dönemde ebeniz ya da hekiminiz, bir monitör yardımıyla bebeğinizin kalp atışlarını test etmek isteyebilir.

Üçüncü Trimester

Karnınız daha da büyüdüğünden oluşabilecek bel ve sırt ağrılarını önlemek için doğru bir duruş alışkanlığı edinmeniz çok önemlidir. Yorgunlukla baş etmek için, her fırsatta dinlenmeye çalışınız; dengeli besleniniz ve ihtiyacınız oranında uyumaya gayret ediniz.

Bebek, 32. haftada ters dönerek doğuma kadar baş aşağı pozisyonda durur. Eğer bu ilk gebeliğinizse, bebeğiniz 36. haftanın sonuna kadar pelvis boşluğuna inmiş olmalıdır. Bu olayla birlikte, yaşadığınız solunum ve sindirim problemleri de bir parça hafifleyecektir.

Sabah Bulantıları

Sabah bulantısı adı verilen durum aslında günün herhangi bir saatinde oluşabilmekte ve genellikle ilk trimesterden sonra kaybolmaktadır. Gebelik hormonlarındaki, özellikle HCG (insan koriyonik gonadotropin) ve prolaktin adı verilen hormonlardaki ani artışlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Sabah bulantısı, bazı kadınlarda bir parça sinirlilik oluştururken; bazılarında tekrarlayan kusmalara neden olmaktadır. Tüm gebelik boyunca, ama özellikle erken gebelik haftalarında, herhangi bir ilaç kullanmak akılcı bir yaklaşım olmayacağı için; sabah bulantısı belirtilerini hafifletmek için aşağıda belirtilen önerileri uygulamayı deneyiniz:
• Sık sık ancak az yiyiniz.
• Uyandığınızda, yataktan kalkmadan önce, bir şey atıştırınız. Buradaki amaç, kalktığınız zaman hissedebileceğiniz baş dönmelerini önlemeye çalışmaktır.
• Bulantı hissettiğinizde kurutulmuş meyve veya bisküvi yemeye; zencefil çayı içmeye çalışınız. Bu çayı, bulantı önleyici bir madde olan zencefil bitkisinin kökünden hazırlayabilirsiniz.
• Yeterli sıvı aldığınızdan emin olunuz. Eğer bulantı sırasında hava yutup gaz problemi çekiyorsanız, maden sodası içiniz. Böylece yükselen kabarcıklar midenizdeki gazın da dışarı atılmasını kolaylaştıracaktır.
• Çay ve kahve içmeyi bırakınız. Her iki içeceğin de bulantı ve kusmayı arttırıcı etkisi vardır (ayrıca bu maddeler, mutlaka vücudunuza dışarıdan almanız gereken demir elementinin emilimini de azaltmaktadır.)
• Yemek yemeden önce bir parça temiz hava almayı deneyiniz. Yürüyüş yapmak iştahınızı da açacaktır.
• Yeterli miktarda krom aldığınızdan emin olunuz (krom elementi, kahverengi pirinç, peynir, işlenmemiş tahıllar ve ette bulunmaktadır). Çünkü krom kan şekeri düzeyini yüksekte tutmaya yardım eden bir maddedir.
• Kendinizi daha iyi hissettiğiniz günlerde daha fazla kalori almayı deneyiniz.
• Gebelikte tüketmeniz gereken günlük kalori ihtiyacınız yaklaşık olarak 400 kaloriye dek artabilir.

Kilo Artışı

Hamilelik döneminde alınacak kiloların oranı bireyden bireye fark edeceği gibi, bir kadının her gebeliğinde değişecektir. Genel olarak 11 kg alınmaktadır; fakat, kabul edilebilir sınırlar içerisinde olmak kaydıyla daha az veya daha fazla kilo artışları olabilir. Kilo artışı gebelik boyunca aynı hızda seyretmez. İlk trimesterde yavaştır; gittikçe artarak 24 ila 32. haftalarda zirveye ulaşır, sonunda durur. Alınan kilolar aslında uterus, plasenta, sıvılar, memelerdeki büyüme, kan hacminin artışı, emzirme döneminde kullanılmak üzere depolanan yağlar nedeniyle oluşan ağırlık ile bebeğin kendi ağırlığının toplamını yansıtmaktadır.

Sadece bazı olağandışı durumlarda gebe kadına diyet yapması önerilmektedir. Ancak, zorunlu olan bu diyet bile, bir hekim veya deneyimli bir beslenme uzmanının sıkı kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Çok çabuk kilo aldığınızı düşünüyorsanız, durumu kontrol altına almak için egzersiz yapmanız, daha akılcı bir yol olacaktır. Derinizde oluşan kuruluk ve incelme ile birlikte hızla kilo almanız, vücudunuzda gerilemeye bağlı çizgiler oluşturabilir; ancak bunlar doğum eyleminin ardından yavaş yavaş kaybolacaktır.

Gebelikte Egzersiz

Düzenli olarak egzersiz yapmaya alışmış iseniz, rutin olarak uyguladığınız programı gebelik nedeniyle değiştirmeniz gerekmez. Hatta doğum öncesi egzersiz programlarına katılan kadınların daha kolay doğum yaptıkları ve eski hallerine daha çabuk döndükleri saptanmıştır. Ancak bu, gebeler için her türlü egzersizin uygun Olduğu anlamına gelmez. Kişiye göre ayarlanmış ritmik bazı aerobik hareketler, örneğin hızlı yürüyüş, bisiklete binmek ve yüzmek, gebeler için ideal egzersizlerdir. Hamile kadınların aniden çok yoğun enerji harcamalarını gerektiren sporlardan, özellikle gebeliğin geç evrelerinde, kaçınmaları gerekmektedir.

Ağırlık kaldırma egzersizleri yapılacaksa, orta-düzeyle sınırlı tutulmalıdır; çünkü gebe kadınların eklemlerde gelişebilecek kaymalara ve çıkıklara maruz kalma riskleri daha fazladır. Hormonlarda oluşan değişiklikler ligamentlerde gevşemelere yol açacağı için, eklemler bu süre zarfında zaten daha fazla ağırlığa dayanmak zorundadır. Yüzmenin veya su sporlarının gebelik için ideal sporlar olmasının nedeni budur. Yoga ise daha ileriki dönemlerde faydalıdır. Yoga, vücudunuzu esnek ve zinde kılmanın yanı sıra, rahatlamanıza ve düzenli olarak nefes alıp vermenize yardım edecektir.

Son trimesterde antenatal egzersiz kurslarına katılmak, oldukça mantıklıdır. Bu kurslarda doğum sırasında duyacağınız ağrıyı mümkün olduğunca azaltmaya yönelik uygun teknikler öğretilmektedir.

Doğum Planı

Çoğu kadın hastanede doğum yapmaktadır; fakat evde doğum yapmayı tercih eden kadınların oranı da artmaktadır. Kadın riskli grupta yer almıyorsa, evde yapılan doğumların da, en az hastanedeki doğumlar kadar güvenli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Daha önceki doğumunda komplikasyon gelişen kadınlar, sezeryan yapılan kadınlar ve doğurganlık çağının sonuna gelmiş kadınlar ise riskli gruptur.

Doğum yapmayı beklediğiniz tarihten iki hafta önce, doğumla ilgili her şeyinizi hazırlamış olmanız gerekir. Çünkü bu tarih sadece bir tahminden ibarettir ve bebeğiniz daha erken ya da daha geç bir tarihte dünyaya gelebilir. Hazırlanması gereken pratik bazı araçlar meme pedleri ve bebek bezleridir. Eğer hastaneye gidecekseniz, çantanıza iç çamaşırı ve gecelik/pijama da koymalısınız. Ayrıca, doğum başladığında eşinizle en kısa sürede nasıl irtibat kuracağınızı planlamayı da ihmal etmeyiniz.

Doğumun Başladığını Gösteren İşaretler

Doğum eylemi genellikle 39 ila 41. haftalar arasında başlar. Doğumun kısa bir süre sonra başlayacağını haber veren işaret ise, toplumumuzda “nişan” adı verilen, jelatine benzer kanla karışık bir sıvının gelmesidir. Bu aslında tüm gebelik boyunca rahim ağzını yani serviksi tıkamış olan maddedir. Ardından amniyon suları gelecek ve bel bölgesinde künt bir ağrı belirecektir.

Doğum eylemi üç evreye ayrılır: serviksin açılması (dilatasyonu), bebeğin doğum kanalından aşağı inerek çıkması ve plasentanın doğumu.

1 Yorum

  1. ansu 4 Şubat 2015 Cevapla

Yorum Yapın veya Soru Sorun

Yorumunuzun yanında profil fotoğrafı görünmesi için Kayıt Ol sayfasından üye olarak profil fotoğrafı yükleyebilirsiniz.