İngilizce Sözler ve Türkçe Anlamları (WhatsApp Uyumlu)

Hayata dair ders verici ve motive edici İngilizce sözler için aşağıdaki listeye bakabilirsiniz. Whatsapp durumları için de kullanabileceğiniz bu sözler, kısa cümleler şeklinde olduğu için karakter adeti olarak da 139 karakter yapısına uyumludur.

İngilizce sözlerin Türkçe anlamlarını parantez içinde bulabilirsiniz. Eğer beğendiğiniz veya anlamını merak ettiğiniz başka sözler varsa onları da yorum bölümünden paylaşabilir ve diğer ziyaretçilerin de öğrenmesine katkıda bulunabilirsiniz.

  • I’m not perfect, I am original. (Mükemmel değilim, orijinalim.)
  • A friend walks in when everyone else walks out. (Herkes çıkarken içeri giren kişi gerçek arkadaştır.)
  • A heart that loves is always young. (Seven bir kalp her zaman gençtir.)
  • A mother’s heart is always with her children. (Bir annenin kalbi her zaman çocuğuyla birliktedir.)
  • Accept who you are. Unless you’re a serial killer. (Seri katil olmadan, kim olduğunu kabul et.)
  • Advertising is legalized lying. (Reklam yasallaşmış yalan söylemektir.)
  • All girls are my sisters except you. (Tüm kızlar benim kardeşimdir, sen hariç.)
  • All my life I thought air was free, until I bought a bag of chips. (Hayatta hep havanın beleş olduğunu düşünürdüm, ta ki bir tane cips alana kadar.)
  • Be not afraid of going slowly, be afraid only of standing still. (Yavaş gitmekten korkma, yerinde durmaktan kork.)
  • Be what you want to be, not what other wants to see. (İstediğin şey ol, başkalarının görmek istediği değil.)
  • Before you judge me, Make sure that you’re perfect. (Beni yargılamadan önce mükemmel olduğundan emin ol.)
  • Burning in the ocean. (Okyanusta yanan.)
  • Chose a job you love, and you will never have to work a day in your life. (Sevdiğin bir işi seç, böylece hayatta tek bir gün bile çalışmamış olursun.)
  • Do what is “Right”, not what is “Easy”. (Doğru olanı yap, kolayı değil.)
  • Every accomplishment starts with the decision to try. (Her başarı denemeye kara vermekle başlar.)
  • Everything has beauty, but not everyone sees it. (Herşeyde bir güzellik vardır, ama herkes bunu göremez.)
  • Find yourself and be that (Kendini bul, kendin ol)
  • Food, Water, Sleep, Love (Yemek, Su, Uyku, Aşk)
  • Freezing in the volcano (Volkanda donan.)
  • Friendship often ends in love; but love in friendship, never. (Arkadaşlık genelde aşk ile son bulur; fakat arkadaşlıkta aşk, asla.)
  • Good girls are bad girls, who never get caught. (İyi kızlar hiçbir zaman yakalanamayan kötü kızlardır.)
  • Having one child makes you a parent, having two makes you a referee. (Bir çocuğa sahip olmak seni aile yapar, iki çocuk ise hakem.)
  • He who opens a school door, closes a prison. (Her kim ki bir okul kapısı açar, o kişi bir hapishane kapatır.)
  • I am only responsible for what I say, not for what you understand. (Sadece sana söylediklerimle sorumluyum, senin anladıklarınla değil.)
  • I cannot teach anybody anything, I can only make them think. (Hiç kimseye bir şey öğretemem, sadece onların düşünmesini sağlayabilirim.)
  • I didn’t change, I just woke up. (Değişmedim, sadece uyandım.)
  • I don’t trust words, I trust actions. (Kelimelere güvenmem, eylemlere güvenirim.)
  • I have not failed. I’ve just found 10,000 ways that won’t work. (Başarısız olmadım, sadece işe yaramayan 10,000 yöntemi bulmuş oldum.)
  • I hear and I forget, I see and I remember. I do and I understand. (Duyarım ve unuturum, görürüm ve hatırlarım.)
  • I’m not arguing, I’m simply explaining why I’m right. (Tartışmıyorum, basitçe haklılığımın nedenini açıklıyorum.)
  • If “Plan A” didn’t work. Don’t worry; the alphabet has 28 more letters. (Eğer A planı işlemediyse endişelenme, daha 28 harf var. )
  • If opportunity doesn’t knock, build a door. (İmkanlar kapıyı çalmana olanak tanımıyorsa, kapı inşa et.)
  • If you can’t convince them, confuse them. (Eğer onu ikna edemiyorsan, kafasını karıştır.)
  • If you never try, you will never know. (Eğer hiç denemezsen asla sonucun ne olacağını bilemezsin.)
  • In teaching others we teach ourselves. (Başkalarına öğretmekle biz de öğrenmiş oluruz.)
  • It always seems impossible until it’s done. (Yapılana kadar herşey imkansız görünür.)
  • It’s good to be alive. (Hayatta olmak güzel.)
  • Learn from yesterday, live for today, hope for tomorrow. (Dünden öğren, bugün için yaşa, yarın için umut et.)
  • Life is short, So use whatsapp (Hayat kısa, o halde Whatsapp kullan.)
  • Love is the beauty of the soul. (Aşk ruhun güzelliğidir.)
  • Men never remember, but women never forget. (Erkekler hatırlamaz, kadınlar ise asla unutmaz.)
  • No bees, no honey; no work, no money. (Arı yok, bal yok; iş yok, para yok.)
  • Nobody is perfect, but I’m nobody. (Hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben hiç kimse değilim.)
  • Nothing is possible …World itself say I m possible. (Dünya bile ben mümkünüm derken, hiçbir şey imkansız değildir.)
  • One thing only I know, and that is that I know nothing. (Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.)
  • Silence is better than lies. (Sessizlik yalanlardan daha iyidir.)
  • Sometimes you just need some space, to fart. (Bazen sadece boşluğa ihtiyaç duyarsın: osurmak için.)
  • Teachers open the door but you must walk through it yourself. (Öğretmenler kapıyı aralayanlardır ancak içinden kendin geçip gitmelisin.)
  • Tell the truth and then run. (Doğruyu söyle ve kaç.)
  • The true sign of intelligence is not knowledge but imagination. (Aklın gerçek kaynağı bilgi değil hayal gücüdür.)
  • There is only one happiness in life — to love and to be loved. (Hayatta sadece tek bir mutluluk vardır — sevmek ve sevilmek.)
  • To improve is to change; to be perfect is to change often. (Değişmek gelişmektir; sık değişmek ise mükemmel olmaktır.)
  • We become what we think about. (Üzerine düşündüğümüz şeyler oluyoruz.)
  • When you’re finished changing, you’re finished. (Değişmen bittiği zaman, sen de bitmişsin demektir.)
  • Where there is love there is life. (Aşkın olduğu yerde hayat vardır.)
  • You can do anything, but not everything. (Herhangi bir şeyi yapabilirsin, fakat herşeyi yapamazsın.)
  • You can’t burn me (Beni yakamazsın.)
  • You must be the change you wish to see in the world. (Dünyada görmek istediğin değişim sen olmalısın.)

Yorum Yapın veya Soru Sorun

Yorumunuzun yanında profil fotoğrafı görünmesi için Kayıt Ol sayfasından üye olarak profil fotoğrafı yükleyebilirsiniz.