Kanser

Onlarca yıllık araştırmalara ve tedavide kaydedilen ilerlemelere rağmen, kanser, insanların üçte birini etkilemekte ve bu kişilerin dörtte biri de bu nedenle ölmektedir. Kanser, genelde modern çağların hastalığı olarak kabul edilmesine rağmen yeni değildir — bununla birlikte, önceki çağlardakine oranla çok daha fazla insanı etkilemektedir.
kanser
Günümüzde, sanayileşmiş dünyadaki tüm insanların dörtte biri hastalığın bir şekline yakalanmaktadır. 200’den fazla sayıdaki kanser tipinin hepsi, benzer bir gelişim modeli izlemektedir. Kanser, hücre büyümesi kontrolden çıktığında oluşur. Bu, hücre karsinojenlerden — örneğin, sigara, güneş veya radyasyon etkilendiğinde olur ve hücre DNA’sı mutasyona uğrar. DNA, her hücreye nasıl davranması gerektiğini söyleyen genetik maddedir. DNA dönüştürüldüğünde, doğru bilgiyi aktaramaz. Hücre hatalı davranır: bu, en belirgin olarak, hızlanmış hücre bölünmesi sırasında gözlenebilir. Mutant hücreler, yapmak üzere tasarlanmış oldukları işlevleri yerine getiremez ve zararlı maddeler üreterek, hareket etmeyi öğrenebilir ve yeni oluşumlar meydana getirebilir.

Hücreler, oluşan mutasyonlara karşı birçok korunmaya sahiptir; bu nedenle, kanser yapıcı bir hücrenin oluşması için, çoğul ve ardarda bir dizi değişikliğin olması gerekir. Bu, kanserlerin neden ileri yaşlarda ve sigara içmek veya güneşlenmek gibi, karsinojenlere mütemadiyen maruz kalınmasına neden olan durumlarda oluştuğunu açıklar. Mutasyon, vücudun farklı bölümlerindeki bağımsız hücrelerin kendi başlarına dönüşüm geçirmeleri ile rasgele bir olaylar zinciri sonucunda oluşur. Bu, tedaviyi güçleştiren nedenlerden biridir.

Bir Tümörün Gelişimi

Kanser hücreleri, genellikle 24 saatte bir, her seferinde taşıdıkları anormallikleri bir sonraki kuşağa aktararak, çoğalırlar. Üç hafta sonra, milyonlarca yeni kanser hücresi oluşmuş olabilir. Hücreler, kontrol dışında çoğalmaya başladıklarında, giderek genişleyen ve sağlıklı dokuya yayılan bir tümör oluşturur. Bu nedenle, antik Yunan’da, bu hastalığa yengeç anlamına gelen kanser adı verilmiştir.
Tümör hücreleri selim veya habis bir gelişim gösterebilir. Eğer selim ise, boyutça artabilir ve çevre dokulara baskı yapabilir ancak, bu dokuları işgal edemez veya vücudun farklı bölgelerinde yeni oluşumlar meydana getiremez.

Habis bir oluşum, büyümeye devam eder ve asıl geliştiği dokudan başka, diğer
dokulara da yayılabilir. Hücreler, habis bir tümörden koparsa — genellikle lenf sistemi veya kan dolaşımı ile — diğer dokulara ve organlara taşınır ve buralarda çoğalmaya devam eder. İkincil bir oluşuma metastaz denir. Bir veya birçok metastaz olabilir ve vücudun asıl, birincil tümörle ilişkisi olmayan, uzak yerlerinde de ortaya çıkabilir.

Karaciğer veya akciğerler gibi vücudun hayati bir organında gelişecek bir tümör o organın temel işlevlerini engelleyecektir. Benzer bir şekilde, ana atardamarlardan birine baskı yapan bir tümör, hayati organlara giden kan akımını azaltabilir. Her iki durum da, hayatı tehdit eden komplikasyonlarla sonuçlanabilir.

Kimler kansere yakalanır?

Kanser büyük ölçüde yaşlanmayla ilgilidir. Kanser hastalarının %70’inden fazlası 60 yaşın üzerindeki kişilerdir. Bununla birlikte, kanser, insanları hayatlarının herhangi bir döneminde yakalayabilir. Örneğin lösemi, çocuklarda daha sıktır, testis kanseri ise çoğunlukla 19 ile 44 yaş arasındaki erkekleri etkiler.

Kansere eğilim, kalıtımsal olabilir. Örneğin bugün, BRCA1 ve BRCA2 denen iki genin göğüs kanseriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Mutasyona uğramış BRCA 1 geni taşıyan kadınların %85’i, 70 yaşına kadar göğüs kanserine yakalanmaktadır. Benzer bir şekilde, CYP1A1 gem taşıyan ve az sigara içen bir kişi, bu geni taşımayan hafif bir içiciye göre, yedi kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma riski taşır. Bununla birlikte, genel tavır ve tutum da kansere yakalanma riskini etkileyebilir.

Örneğin, akciğer kanserine yakalananların onda dokuzu sigara içen kişilerdir; deri kanserine yakalanmış hastaların çoğu da, güneş altında çok fazla vakit geçiren açık tenli kimselerdir.

Kanserlerin yüzde doksanından daha fazlasının, genlerle çevrenin etkileşiminden köken aldığı sanılmaktadır. Çoğu zaman, bir çeşit kansere karşı eğiliminizi arttıran bir gen taşıyor olsanız bile, belirli bir yaşam tarzını benimseyerek kansere yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz.

Uyarıcı İşaretler

Kanserin bir takım belirtileri vardır ve bunların doğası ve şiddeti, kanserin ne kadar gelişmiş olduğuna, tümörün hangi organ veya dokularda olduğuna ve vücudun diğer bölümlerine olan ikincil etkilerine bağlıdır. Her zaman ciddiye alınması gereken, olası I I belirti vardır. Genellikle kanseröz bir gelişim ile ilişkili değildir ama, eğer tecrübe ederseniz mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz:
• Hızlı, açıklanamayan kilo kaybı
• Şiddetli, tekrarlayan başağrıları
• Israr eden ses kısıklığı, boğaz ağrısı veya yutma güçlüğü
• Israr eden, açıklanamayan karın ağrısı veya hazımsızlık
• Vücudun herhangi bir yerinde bir yumru veya doku kalınlaşması
• İdrara çıkma veya dışkılama alışkanlıklarında bir değişiklik
• Olağandışı kanama veya akıntı
• İdrar veya balgamda kan
• İyileşmeyen kabuk, yara veya ülser
• Rengi ya da büyüklüğü değişen, kanayan ya da kaşınan bir ben
• Cinsel temas sonrasında, adet dönemleri arasında veya menopoz sonrası vajinal kanama

Tanı ve Testler

Erken evrelerde yakalanan herhangi bir kanseri tedavi etmek daha kolaydır; bu nedenle erken teşhis önemlidir. Bu kolay değildir çünkü, belirtiler, milyonlarca kanser hücresi oluşmadan veya birincil tümör bir üzüm tanesi büyüklüğüne erişmeden ortaya çıkmaz. Vücudun iç kısımlarındaki oluşumlar, özel tıbbi incelemeler dışında fark edilemez. Kendi kendinize görebileceğiniz ya da hissedebileceğiniz göğüs, testis ve deri kanserleri istisnadır. Çoğu kanser, kişide belirtiler ortaya çıktığında ve kişi, aile doktorunu ziyaret ettiğinde ortaya konur.

Doktor kanserden şüpheleniyorsa, teşhisini doğrulamak için birtakım testler isteyebilir. Dört çeşit test vardır. Sitolojide, incelenmek üzere, şüphelenilen bölgeden, hücreler alınır. Bu test, etkilenen bölgeden etrafa yayılmış anormal hücreleri ortaya çıkarabilir. Servikal smear testi en yaygın örnektir.

Doktor, şüpheli bölgeden bir doku örneği alarak biyopsi yapabilir. Örnek, yapısındaki mikroskopik değişiklikleri belirlemek amacıyla, histoloji denilen bir yöntemle incelenir. Doktor, incelemek için, kanın bileşenlerindeki değişikliklerin veya anormalliklerin saptanabileceği bir kan örneği alabilir. X-ışınları, kemik veya akciğer dokusunda daha açık bir alan şeklinde kendini gösteren artmış tümör yoğunluğunu saptamada yardımcı olabilir.

Diğer yeni görüntüleme teknikleri, X-ışınları yerine veya onunla birlikte kullanılabilir. Bilgisayarlı X-ışınları (bilgisayarlı tomografi veya BT görüntüleme olarak bilinir), ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tekniklerinin hepsi teşhise yardımcı olmak için şüpheli dokunun görüntülenmesine yarar. Düşük dozda radyoaktif madde enjekte edilen radyo-izotop tarayıcıları, tiroid ve kemik kanseri gibi belirli kanserleri görüntülemek için kullanılabilir.

Tedavi

Kanserin teşhisi doğrulandıktan sonra onunla başetmek için izlenecek en iyi yol tartışılabilir. Kanserin tek bir tedavisi yoktur ve bu sizin en iyi tedavi şekline karar vermek için başvurduğunuz uzmana bağlıdır. Kanser dört yolla tedavi edilebilir: Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi veya biyolojik terapi — ya da iki veya daha fazlasının birarada uygulanması.

Cerrahi, habis tümörlerin yaklaşık yüzde kırkını yok edebilmektedir. Eğer tümör bir organa saldırdıysa, sıklıkla, “radikal cerrahi” önerilir. Bu işlemde, sadece hasta organ değil, onu çevreleyen lenf düğümleri de çıkartılır. Bu, habis tümörün, lenfatik sistem yoluyla, vücudun diğer bölgelerine yayılma Olasılığını azaltır. Radyoterapi ve kemoterapi, bazen, cerrahi girişimden önce, tümörün boyutlarını küçültmek ve metastaz yapıyor olması muhtemel kanser hücrelerini öldürmek için kullanılır.

Radyoterapi, kanser hücrelerini radyasyonla öldürerek etkinlik gösterir. Bu yöntem, en çok tümörün dış taraflarındaki iyi beslenen hücrelere etki eder. Tedavi, genellikle, birkaç doz şeklinde verilir. Böylece, tedavinin tüm evreleri boyunca, radyasyona maruz kalmaları sağlanır.

Antikanser ilaçlarla yapılan tedaviye kemoterapi denir. İlaçlar, hızla çoğalan hücrelere saldıran sitotoksik kimyasallardır ve kanserli hücreleri etkin bir şekilde yok edebilir. Ancak, kemik iliği, barsak lümeni, kıl folikülleri ve üreme organlarındaki hücreler de dahil olmak üzere, vücuttaki diğer hızlı çoğalan hücreleri bu hücrelerden ayırdedemez. Sonuçta, kemoterapi birçok istenmeyen etkiye yol açar.

Son Gelişmeler

Biyolojik terapi, en yeni tedavi şeklidir. Bu, hazır antikorların ve interferonların kullanımı ile vücudun kanserli hücrelere karşı yanıtını değiştirmeyi amaçlar. Bazen, radyoaktif izotopların etkilenmiş bölgelere taşınması için de kullanılır. Ancak, henüz deneme aşamasındadır ve nadiren kullanılmaktadır.

Bilim adamları, bir kanser tümörünün kendini imha mekanizmasının hücrelerin dış yüzeyinde bulunduğunu keşfetmişlerdir. Bu keşif, kanserli hücrelerin kendini imha etmesini sağlarken, normal hücrelere dokunmayan yeni kuşak ilaçların yolunu açabilir.

Yeni ilaç tedavilerinin yanısıra, kanserle ilgili başka iyi bir haber birçok durumda kanserin önlenebilir oluşudur. Kanserler, sigarayı bırakmak ve diyetinizi iyileştirmek gibi yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle yüzde 60’a varan oranda, önlenebilir.

Sigarayı Bırakmak

Sigara, kanserin en büyük önlenebilir nedenidir ve sigara içmekle zarar gören sadece akciğerler değildir. Kanserden ölümlerin üçte birinden sigaranın sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.
Sigara içerilere verilebilecek yanıt, teorik olarak oldukça basittir: bırak. Yararları kısa zamanda hissedilir. Bıraktıktan 8 saat sonra kandaki oksijen seviyesi normale yükselir, 48 saat içinde son nikotin kalıntıları da vücuttan uzaklaştırıldığından tat ve koku duyusu düzelir ve 72 saat sonra ise akciğerler daha çok hava tutma kapasitesine ulaşmış olur. Pratikte, bu alışkanlığı kırmak güçtür çünkü, nikotin ileri derecede bağımlılık yapıcı bir kimyasaldır. Eğer mücadele etmeye değeceğine ikna olmak istiyorsanız, sigarayı bıraktıktan beş yıl sonra, kanser olma riskinizin, hala içmekte olan birine göre yarı yarıya azalacağını ve parasal olarak da epey kar edeceğinizi aklınızda bulundurun.

En İyi Tedaviyi Görmek

Kanser, kendinizi uzmanların eline teslim etmenizi gerektiren, ciddi bir hastalıktır. Araştırma ve tedavide olabilecek gecikmeleri önleyerek, iyileşme şansınızı en üst düzeye çıkarabilirsiniz.
• Eğer aile doktorunuz teşhis için test yaptırmanız gerektiğine inanıyorsa, iki hafta içinde bir uzmanla görüşmelisiniz.
• Uzman doktorunuz teşhise yönelik testler isteyecektir. İdeal olarak, bu testler, iki hafta içinde yapılmalı ve sonuçları da sonraki iki hafta içinde verilmelidir.Test sonuçları, uzman doktor tarafından kişinin kendisine ve gizlilik ilkesine uyularak verilmelidir.
• Tedavi, multidisipliner bir hastane ekibi ile — radyoterapistler, onkologlar, cerrahlar ve kanserli hastaların bakımı ile ilgilenen hemşirelerden oluşan — en iyi sonucu verir.
• Mümkün olan tüm tedavi seçeneklerinin ve bunlar arasında, kendinizden emin bir şekilde seçim yapabilmenizi sağlayacak esasların size anlatıldığından emin olun.
• Uzman doktorunuza ya da aile doktorunuza, ağrıların giderilmesi ve destek tedaviler hakkında sorular sorun.

Diyetinizi Ayarlamak

Tahminen kanserlerin yüzde 35-40 kadarı diyetinizde yapacağınız değişikliklerle önlenebilir. Örneğin, mide kanseri buzdolabının icadından önce, yiyeceklerin kurutularak ve tuzlanarak saklandıkları dönemde çok daha yaygındı. Bugün, yöresel mutfağında bu tür yiyeceklerden çok miktarda bulunan ülkelerde hala çok yaygındır.

Özellikle de kötü beslenme alışkanlıkları ile biraradaysa, daha az et yemeye çalışın. Çok et yiyenler daha çok yağ alırlar. Artan yağ tüketimi, aşırı kilo probleminin yanısıra rahim kanseri gibi belli bazı kanserlere yakalanma riskini de artırır. Çok iştahlı et tüketicileri, aynı zamanda daha az taze meyve ve sebze tüketme eğilimindedirler. Bu daha az lif ve antioksidan demektir ki, ikisi de bizleri birçok kansere karşı korur. Doğal lif alımı, barsak ve göğüs kanserine yakalanma riskini azaltır. Kadınlarda, yüksek lif alımı, göğüs kanseri ile ilişkili bir hormon olan östrojenin dolaşımdaki miktarını azaltır. Lif ayrıca, yiyeceklerin barsaklardan daha hızlı geçişini de sağlayarak barsak kanseri riskini azaltır.

Meyve ve sebzeler antioksidanlardan — vitamin C, E ve betakaroten zengindir. Bunlar, kanserle ilişkili maddeler olan serbest radikalleri kandan temizlerler. Günde en az 400 gr. ve ideal olarak 800gr taze meyve ve sebze yemelisiniz. Taze meyve sebze alımınızı arttırdığınız andan itibaren iki ay içinde, kanınızdaki antioksidan düzeyi belirgin ölçüde yükselecektir.

Özellikle kadınların, meyve ve fitoöstrojenlerden zengin olan soya, tatlı patates gibi sebzeler yemeleri önerilir. Bunların göğüs kanseri riskini azaltabilecek şekilde, kandaki östrojen algılayıcılarını (reseptörlerini) bloke ettiği sanılmaktadır. Süt ürünlerinde, balıkta ve güneş ışığında bulunan D vitamini de, düşük göğüs kanseri riski ile ilişkilendirilmiştir.

Balık yağlarının, kandaki prostoglandin — tümörlerin büyümesine yardımcı olabilecek iltihap ajanları — düzeylerini azaltarak kişiyi birçok kansere karşı koruduğu düşünülmektedir. Diğer yağlar kısıtlanmalıdır. Margarinlerde ve bisküvilerde bulunan transfatty asitlerin, cinsiyet hormonları olan östrojen ve testosteron üzerine etki ederek, göğüs ve prostat kanseri riskini arttırdığı düşünülmektedir.

Güneş Işığına Maruz Kalma

Günümüzde, deri kanseri eskiden olduğundan çok daha yaygındır. Sıcak ülkelerde tatil yapmanın yaygınlaşması, bronz bir tenin çekiciliği ve güneş banyolarının mümkün olması, hepsi birden, insanları, ciltlerini zararlı UVA ve UVB ışınlarına maruz bırakma konusunda teşvik etmiştir. Güneş ışığına maruz kalan herkes deri kanserine yakalanabilir ama açık tenli insanlar daha eğilimlidir çünkü, ciltleri yanmaya karşı koruyucu etkinliği olan eumelanin isimli pigmentten daha az miktarda içermektedir. En iyi öneri güneşte kalınmamasıdır.

Güneşe Karşı Duyarlılık ve Korunma

• Öğlen güneşinden uzak durun (saat 11:00-15:00 arası).
• Bol, pamuklu elbiseler giyin ve geniş siperlikli bir şapka takın.
• Güneş gören cildinize güneş yağı sürün ve düzenli olarak tekrarlayın.
• Bebeklerin ya da küçük çocukların derilerinin güneşe maruz kalmasına asla izin vermeyin — hassas ciltten daha kolay yanar. Güneş yanıklarına ne kadar küçükken maruz kalırsanız, ilerde kanser olma olasılığınız o kadar artar.
• Güneş yanığı hikayeniz varsa, açık tenliyseniz ya da çok fazla çiliniz veya beniniz varsa güneş banyosu yapmayın. Hiç kimse güneş yataklarını yılda 20 kezden fazla kullanmamalıdır.

Egzersizin Yararları

Formda kalmak, hormon üretimine etki eden kilo ve metabolizmayı etkileyerek kanser riskini düşürüyor gibi görünmektedir. Hareketsiz insanlar, kolon ve göğüs kanserine daha fazla yakalanma eğilimindedirler. Ergenlik çağının sonları ile ellili yaşların ortalarına kadar olan zamanda, fazla kilo alan kadınlarda (20kgdan fazla) göğüs kanserine yakalanma riski, yüzde kırk oranında artmaktadır.

Egzersiz, kalp hastalığı riskini de azaltmaktadır; bu durumda, egzersizle barışmak yararınızadır. En azından haftada üç kez, günde yarım saat egzersiz yapmanız önerilmektedir. Eğer bir jimnastik salonuna gidemiyor ya da ağır bir spor yapamıyorsanız, arabanızı evde bırakın ve tempolu bir yürüyüş yapın. Belli bir vücut ısısını ve daha derin solumayı sağlayan tüm aktiviteler yararlıdır.

Testis Muayenesi

Erkeklerde testis kanseri sıklığı, giderek arttığından, testis muayenesinin önemi, bugün, her zamankinden daha fazladır. 20-35 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Bununla birlikte, erken evrede yakalanırsa, testis kanserlerinin yüzde doksanı tedavi edilebilir.

Testislerinizi, düzenli olarak, tercihen sıcak duş veya banyo esnasında muayene edin. Boyutuna ve ağırlığına aşina olmak için, her bir testisi elinizle kavrayın. Biri diğerinden daha büyük olabilir veya daha aşağıya sarkmış olabilir; bunların her ikisi de normaldir.

Her bir testisi, başparmağınızla diğer parmaklarınız arasında yuvarlayın. Arka tarafa doğru uzanan ve spermi taşıyan ve depolayan epididimis denen yumuşak ve hassas tüp hariç, düzgün bir yüzey hissi vermelidir. Eğer bir testisin önünde veya yanlarında herhangi sert bir yumru ya da bir şişme veya genişleme, sıkılığında bir artış, iki testis arasında olağan dışı bir farklılık ya da bir rahatsızlık veya ağrı hissederseniz doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca, kasıklarınızda bir ağırlık veya çekilme hissi ya da künt bir ağrı varsa bunları da bildirin.

Derinizdeki Değişiklikler

Deri kanseri son kırk yıldır çok daha yaygın hale gelmiştir ve genellikle en sık kanser türleri arasında ikinci sıraya yerleşmiştir. Bununla birlikte, tanı konmadığı için bilinmeyen vakalar nedeniyle en yaygın kanser türü olması muhtemeldir.

Yaygın olan üç çeşit deri kanseri bulunmaktadır: çoğunlukla yüz ve boyunda ortaya çıkan ve nispeten daha yavaş yayılan bazal hücreli karsinom; her ikisi de, güneşe maruz kalınan alanlarda yaygın olan, squamoz hücreli karsinom ve malign melanom. Bunların hepsi, güneşten korunarak, kolayca önlenebilir. Özellikle de açık tenli iseniz, derinizin durumuna dikkat edin ve aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktora gidin:
•Yeni bir benin ortaya çıkması veya varolan bir benin genişlemesi.
•Ben üzerinde alacalı kahverengi veya siyah renkte bir değişimin olması.
•Benin sınırlarının düzensiz olması.
• Bende kaşıntı, iltihaplanma, kanama veya kabuklanma olması.
• Derinin iyileşmemesi.
• Deride ısrar eden ülserler.

Yorum Yapın veya Soru Sorun

Yorumunuzun yanında profil fotoğrafı görünmesi için Kayıt Ol sayfasından üye olarak profil fotoğrafı yükleyebilirsiniz.